top of page

Aynı Tohum Farklı Toprak

  • 5 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazan: Özlem Akıncılar, CPCC



Aynı tohumdan iki tane olduğunu düşünün. Birini bir toprağa, diğerini ise başka bir toprağa ekiyorsunuz. Birinde kısa sürede filizlenebilir. Diğerinde ise uzun süre sessiz kalabilir.


İlk akla gelen soru bellidir:


“Tohumda bir sorun mu vardı?”


Peki ya cevap gerçekten tohumda mı? Yoksa toprağın koşullarında mı?


Cevap toprağın aldığı ışıkta, suyunda, besininde, tohumun kök salmasına izin veren yapısındadır.


Ama hikâye yalnızca tohumla ilgili değil, bir kahramanımız daha var: Bahçıvan.


Hiçbir bahçıvan sabah kalkıp tohumu zorla çatlatmaya çalışmaz. Yaprakları biraz daha büyüsün diye dalları çekiştirmez. Çiçeği zorla açtıramayacağını bilir. Yaptığı şey çok daha sadedir. Toprağı hazırlar, sular, gözlemler, belki gerekirse budama yapar ve bekler.


Çünkü bilir ki büyümeyi kendisi gerçekleştiremez. Yapacağı tek şey büyümenin mümkün olacağı koşulları hazırlamaktır.


Bir bitki büyümediğinde önce toprağı kontrol ediyoruz. Bir müzik aleti iyi ses vermediğinde akorduna bakıyoruz. Bir çocuk öğrenmekte zorlandığında önce eğitim yöntemini sorguluyoruz.


Ama yetişkin bir insan beklediğimiz gibi davranmadığında ilk refleksimiz çoğu zaman onun değişmesi gerektiğine inanmak oluyor.


Peki biz insanlarla çalışırken neden farklı davranıyoruz? Neden bir bahçıvanın gösterdiği sabrı, çalışma arkadaşlarımıza göstermekte zorlanıyoruz? Neden toprağın koşullarını iyileştirmek yerine tohumları değiştirmeyi tercih ediyoruz?


Kurumlarda da dikkatimizi çoğu zaman doğrudan insana çeviriyoruz.


Daha motive olsun, daha fazla sorumluluk alsın, daha yaratıcı olsun, işi daha çok sahiplensin.


Oysa belki de önce insana değil, içinde bulunduğu ortama bakmamız gerekiyor.


Çünkü aynı insan başka bir ekipte daha yaratıcı olabiliyor, başka bir yöneticiyle daha fazla sorumluluk alabiliyor.


Değişen her zaman insan olmuyor. Bazen değişen, insanın kök salabileceği ortam oluyor.


Liderlik yalnızca hedef vermek ya da performans takip etmek değildir. Tıpkı bir bahçıvan gibi, asıl mesele insanların gelişebileceği ortamı oluşturmaktır.


Tohumun kök salabileceği bir toprak…


Köklerini rahatça yayabileceği, ışığı eksik olmayan.


Ve hiçbir filizin diğerinden daha hızlı büyümesinin beklenmediği bir toprak.


Belki iyi bir lider de iyi bir bahçıvan gibi çalışır. Koçluk yaklaşımı da tam burada anlam kazanır.


Koç da iyi bir bahçıvan gibi çiçeği açtırmaya zorlamaz, kimseyi değiştirmeye çalışmaz.


Kişinin sahip olduğu iç kaynaklarla yeniden temas edebileceği koşulları oluşturur.


Güçlü sorularıyla, derin dinlemesiyle, merakıyla…


Kişinin kendi potansiyeline ulaşabileceği alanı açar.  


Bahçıvan, Koç, Lider… Üçünün de en görünmeyen işi aynı. İnsanları değiştirmek değil, kök salabilecekleri toprağı hazırlamak.


Belki de insanların neden değişmediğini sormadan önce, değişimin mümkün olacağı ortamı ne kadar hazırladığımızı sormamız gerekiyor kendimize.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page